Paylaş

Boyalı Kuşlar Irmağı

İki bin on beş yılı edebiyat dünyası için daha şimdiden kara bir yıl oldu. Yapıtlarıyla, bu topraklarda yaşamış börtü böcekten çalı çırpıya, nice acıya tanıklık edip dilsizleşen denizden civanmert yürekleri koyaklarında saklayan dağlara ses olmuş; ömrünü umutsuzluklardan ve düş kırıklıklarından umut yaratma uğraşına yatırmış olan Yaşar Kemal’in arkasında bıraktığı boşluğa henüz alışamamışken önce büyümek istemeyen Oscar’ın Teneke Trampet’i bir daha çalmamacasına sustu, sonra da Yürüyen Kelimeler’i ile Latin Amerika’nın çığlığına avazını ekleyen Galeano kelimelerini alıp aramızdan ayrıldı.

Hayat yolculuğuna 1940 yılında Uruguay’ın başkenti Montevideo’da orta sınıf Katolik bir ailenin çocuğu olarak başlayan Galeano’nun tek hayali, her Uruguaylı gibi iyi bir futbolcu olmaktı. Futbolcu olma hayali genç yaşlarda hüsrana uğrayınca, fabrika işçiliğinden banka memurluğuna, kasiyerlikten çizerliğe kadar çeşitli işlerde çalıştı. On dört yaşındayken Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı olan El Sol (Güneş) Dergisinde politik karikatürler çizmeye başlayarak gazeteciliğe adım attı. Gazetecilik macerasına haftalık yayın yapan Macha Gazetesinde editör olarak devam eden usta, Epoca adlı dergide kısa bir süre çalıştıktan sonra University Press’te genel yayın editörü oldu. 1973 yılında yaşanan askeri darbe sonrasında önce hapse atıldı daha sonra da Arjantin’e sürgüne yollandı. Arjantin’de kültürel bir dergi olan Crisis’i kurarak gazeteciliğe devam eden Galeano, 1976 yılnda General Jorge Videla’nın yaptığı askeri darbe sonucu İspanya’ya yerleşmek zorunda kaldı. Edebiyat klasikleri arasına giren Yaratılış, Yüzler ve Maskeler, Rüzgârın Yüzyılı kitaplarından oluşan “Ateş Anıları” üçlemesini İspanya’da yazan usta 1985'te de 10 yıllık sürgünün ardından ülkesine geri dönüş yaptı.

 Latin Amerika'nın Kesik Damarları"Dünyanın ve çağın vicdanı" olarak anılan Galeano, kendi tarihlerini yazmayan aslanların, avcıların merhameti ile yetinmek zorunda olduklarını bildiğinden unutmamak, unutturmamak için yazmıştır adeta. Meslekten tarihçi olmamasına karşın tarihin karanlık sokaklarında gezinmekten çekinmedi. Aynalar kitabıyla ilgili kendisiyle yapılan bir söyleşide “Ben tarihçi değilim. Kitabımın amacı nihayetinde, hiç kimse olamamışların ağzından hiç kimse olamayanları anlatmaktı.” diyerek ezilen halkların haklı mücadelesi uğruna yazdığını belirtmişti. Gazeteci de olmasından ötürü oldukça akıcı bir üsluba sahip olan usta, çok az kelimeyle birçok şeyi oldukça anlaşılabilir bir şekilde anlatabilme becerisine sahipti. Başyapıtı sayılan Latin Amerika'nın Kesik Damarları; Carlos Marighella’nın “Şehir Gerillasının El Kitabı” ve Regis Debray’ın “Devrimde Devrim” kitabı ile birlikte Latin Amerika’yı ve oradaki devrimci mücadeleyi anlamak bakımından başvurulacak kaynak kitaptı. Matadorlardan ölesiye nefret edip boğadan yana olan usta, zenginliklerinden dolayı yağmalanan ve tutsak alınan Latin Amerika tarihinin, bir yanıyla emperyalizmin desteği ile gerçekleşmiş cuntalar tarihi olduğu kadar aynı zamanda Tupac Amaru’dan Hidalgo ve Morelos’a, Simón Bolivar’dan José Artigas’a, Zapata’dan Castro ve Che Guevara’ya kadar bir ayaklanmalar ve mücadeleler tarihi olarak okunması gerektiğine işaret etti. Bundan dolayı olsa gerek ki dünyanın farklı yerlerinde benzer süreçleri yaşayanlar, kitaplarını tıpkı kendi hikâyeleri gibi okumuş ve sahiplenmişlerdir. Gölgede ve Güneşte Futbol

Dünyanın tıpkı bir futbol topu gibi döndüğünü iddia edecek kadar futbol tutkunu olan usta, milyonlarca taraftarın gönlünde taht kurmasına vesile olan kitabı Gölgede ve Güneşte Futbol’u neden yazdığını “Yıllardan beri futbolla ilgili gerçeklere yakından ilgi duyuyordum; herkesin farklı lisanlarla düşüncelerini ifade ettiği ama aynı tutkuları paylaştığı bu büyük dünya topluluğunun şanına yaraşır bir eser yazmayı çok uzun zamandan beri düşünüyordum; bu şekilde ayaklarımla başaramadığım şeyi ellerimle gerçekleştirmiş olacaktım. Çünkü sahaların yüz karası bir beceriksizdim; o halde topun benden esirgediğini hiç olmazsa kalemimle elde etmeliydim. İşte futbola olan ilgimden ve eksikliğimi telafi etme arzusundan, futbolun güneşli yönünü takdir eden ve gölgeli yönünü de açığa çıkarıp yeren bu kitap doğmuş oldu.” sözleriyle açıklarken bu güne kadar sahalarda görülmemiş derecede güzel bir gol atmıştır.

Latin Amerika'nın sokaklarından topladığı hikâyelerleri kendi üslubuyla dünyaya anlatarak unutmaya ve unutturmaya meydan okuyan Galeano, akciğer kanseri sebebiyle tedavi gördüğü Montevideo'daki hastanede 13 Nisan Pazartesi günü hayatını kaybetti. Uruguay adı, yerlilerin dili olan Guarani'de "Boyalı Kuşlar Irmağı" anlamına gelirmiş. Galeano da Boyalı Kuşlar Irmağına karışarak Latin Amerikanın Kesik Damarlarında dolaşmaya devam ediyor anlayacağınız.

Yorum Yaz

7 + 6 =