Paylaş

Çifte Mekanizma: Sürgün ve Katliamlar – II

Bütün bu gerçeklerle yüzleşmek farkına varmakla, anlamaya çalışmakla ve sorunu doğru tanımlamakla başlar. Tarihle hesaplaşmak, soyut sadece geçmişte kalmış bir olayla ilgili kabullenme değildir. Aksine bugünü değiştirmek ve aşmaktır. Toplumdaki soykırımcı zihniyeti mahkûm etmek, soykırımcı devlet zihniyetiyle mücadele etmektir. Halkların eşitliğine ve kardeşliğine giden yol buradan geçer.

İttihat ve Terakki önderliği, 1894-1896 yıllarındaki katliamlar döneminde zorla Müslümanlaştırmaların etkili olmamasından dolayı 1915-1918 soykırım döneminde Ermenilere dönük genel bir Müslümanlaştırma politikası gütmedi. Çünkü 1890’larda ölüm tehdidiyle Müslümanlığı kabul eden Ermeniler, güvende olduğunu hissettiğinde çoğunlukla Hıristiyanlığa geri döndüler. Ancak kadın ve çocukların zorla Müslümanlarla evlendirme, çocukları Müslüman ailelere verme veya devlet yetimhanelerinde yetiştirme yollarıyla asimile etme politikası sıkı bir denetim ve yönlendirmeyle uygulandı. Ancak bu merkezi politikaya rağmen bazı yerlerde bazı yerel devlet yöneticileri Müslümanlığı kabul eden aileleri sürgün ve katliamın dışında tuttuğu oldu. Nitekim hükümet tarafından öğrenilen kimi örneklere müdahale edip Müslümanlığa geçenleri de ölüm yolculuklarına çıkarırlardı. Yine de on binlerce ailenin Müslümanlığı kabul ederek katliamlardan kurtulduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda aralarında zanaatçı becerilerinden dolayı birçok örnekte sınırlı sayıda aile ya da zanaatçı bireyin Müslümanlığı kabul etmesi koşuluyla kalması, merkezin onayladığı bir politikaydı. Müslümanlığa geçen ailelerin kaydı tutularak sıkı bir devlet denetimi oluşturuldu. Seyahatleri sınırlandırıldı. Bu kayıtların günümüze kadar sıkıca korunduğu, kuşaklar boyu bu ailelerin takip edildiği artık biliniyor. Bunun çarpıcı bir örneğini yakın bir geçmişte gördük.

Samsun-Bafralı İbrahim Yaylalı, 1995 yılında askerdeyken PKK tarafından alıkonulduğunda Genelkurmay görevlisinin ailesine gidip; "Rum dönmesi olduğunuzu biliyoruz, ayağınızı denk alın" tehdidiyle, Rum kökenli olduklarını öğrendiler. En az iki üç kuşak geçmiş, anlaşılan o ki bilinen kaygılarla bu bilgi yeni kuşaklara aktarılmamış ve unutulmuştur. Ama devlet unutmaz! En beklenmedik zamanda o bilgiyi, kara kaplı defterden bulup önüne koyar! Ayrıca azınlıklar, ulusal kimliğine göre fişlenip kod verildiğini de yakın bir zamanda öğrendik.

Anadolu’da Müslümanlığı kabul etseler bile Ermeni ailelerin yaşamasına sıcak bakmayan İttihat ve Terakki iktidarı, sürgün yerleri Musul ve Der Zor’a ulaşmayı başarmış Ermenileri asimile edilmeleri için tedbir almayı ihmal etmez. Taner Akçam merkezden gönderilen telgraflara dayanarak; "Ermenilerin memleket içi ve dışarısı ile haberleşme dillerinin Türkçe olacağı yeni kurulacak Ermeni yerleşim bölgelerinde Ermeni okullarına asla müsaade edilemeyeceği ve İstanbul dışında Ermenice gazeteye izin verilmeyeceği bildirilir" (5) içerikli telgrafların, Musul ve Der Zor’daki yerel yöneticilere bildirildiğini yazmaktadır.

Hemen hemen her yerleşim yerinden yüzlerce, kimi durumlarda binlerce kadın ve çocuğun Türk ve Kürt aileler tarafından el konulduğu biliniyor. Bu konuda sağlıklı rakamlara ulaşmak zor. Soykırım sonrası yetim çocuklardan Ermeni olanlar tespit edilmeye çalışmış, çoğunun kim olduğunu hatırlamayacak kadar küçük olması ya da korktuğu için gerçeği söylemediğinden tam bir rakama ulaşmak mümkün değil. 1921’de Ermeni Patrikhanesi’nin hazırladığı bir rapora göre, 63 bin civarında Ermeni çocuğun Müslüman ailelerde olduğuna dairdir. Bazı tarihçiler asimile edilmiş çocuk sayısının 300 bini bulabileceğini söylerler. Gelinen aşamada kesin rakamlara ulaşmak zor. Asimile edilmiş Ermeni kadınların da sayısını tespit etmek aynı derecede zor. Zorla Müslümanlarla evlendirilen kadınların halkının kaderiyle buluşma gayesiyle veya maruz kaldığı muameleye artık tahammül edemediğinden intihar ettiği tanıkların anlatımlarına konu olmaktadır. Halkının ve ailesinin atıldığı nehre ve kuyuya kendini atarak ya da aynı uçurumlardan atlayarak intihar eden Ermeni kadınların yürek parçalayan öykülerini duymak ya da okumak mümkün.

SOYKIRIMIN BİLANÇOSU KORKUNÇTU

"1915-1917 arasında öldürülen Ermeni sayısının 800 bin olduğu o dönemde pek çok Türk kaynak tarafından telaffuz edilmiştir. …Hükümetince açılan soruşturmanın (1919) sonuçlarını açıklayan Dahiliye Nazırı Cemal Bey, Damat Ferit Paşa ve Mustafa Kemal de bu rakamı verirler. 1927 yılında genelkurmayın savaştaki kayıplarla ilgili bir yayınında yine 800 bin sayısının telaffuz edildiğini yazmaktadır, Taner Akçam. Ermeni kaynakları ise 1 ile 1.5 milyon arasında bir rakam ortaya koyarlar. Berlin’de Talat Paşa’nın öldürülmesi davasında bilirkişi olan J. Lepsisus, Ermeni patrikhanesinin verdiği rakamlara göre savaş öncesinde Türkiye’de 1.850.000 Ermeni’nin yaşadığını söyler. Ona göre, bu nüfusun 1.400.000’ni tehcir edilmiştir. Geriye 450.000 kişi kalmıştır. Bunlardan 200.000’i İstanbul, İzmir ve Halep’teki Ermenilerdir. Ermenilerin 250.000’i Rusların Doğu illerini işgal sonucu tehcirden kurtularak Kafkasya’ya göç etmişlerdir. Van gölünün batı yakasına kadar ilerleyen Rus ordusu giderken Ermenileri de götürmüştür. Ölen Ermeni sayısı ise 1 milyon kişidir".(6) Bu rakama, 1923’e kadar katledilen on binlerce Ermeni’yi, 200 bin Rum ve yüz binlerce Süryani, Keldani ve Asuri’yi de eklediğimizde soykırımın gerçek boyutları daha iyi anlaşılır. Kaldı ki, soykırım sadece insanların fiziki imhası anlamına da gelmez. İnsanların yaşadığı eziyetler, işkenceler, ruhsal ve fiziksel hasarlar, kadın ve çocukların zorla alıkonulup asimile edilmesi vb. soykırımın unsurlarını da bu halklar yaşamıştır.

Bütün bu gerçeklerle yüzleşmek; farkına varmakla, anlamaya çalışmakla ve sorunu doğru tanımlamakla başlar. Tarihle hesaplaşmak, soyut, sadece geçmişte kalmış bir olayla ilgili kabullenmek değildir. Aksine bugünü değiştirmek ve aşmaktır. Toplumdaki soykırımcı zihniyeti mahkum etmek, soykırımcı devlet zihniyetiyle mücadele etmektir. Halkların eşitliğine ve kardeşliğine giden bol buradan geçer.

DİPNOTLAR
1-Taner Akçam- "Ermeni Meselesi Halolunmuştur"
2- Işık Kutlu- Ermeni Sorunu Üzerine, Teoride Doğrultu, sayı 26

Yorum Yaz

three × four =