Paylaş

Kaldırın Duvarları Yıkın Gitsin

İnsanlar için bir sınır belirleme aracıdır duvar. Bahçemizi yan komşunun bahçesinden, evimizin avlusunu komşunun avlusundan ayırmak ya da evimizin odalarını birbirinden ayırmak için duvar öreriz. Peki, yaşamımızın hangi alanında duvarlara başvururuz? Bunu hiç düşündük mü? Elbette hayır. Çünkü bazen çok önemsemediğimiz şeylerin yaşamımızda asıl belirleyici olduklarını unuturuz. Zihnimizdeki duvarlar attığımız her adımda karşımıza çıkar. Günlük hayatta, insan ilişkilerimizde, iş ve siyasi ilişkilerimizde kabul etmesek de hep ardına sığındığımız duvarlar vardır.

Yazar Mustafa Angın’ın son romanı Duvar zihnimizdeki duvarları yıkmak amacı ile yazılmış bir kitap. 690 sayfalık görünüşü ile oldukça heybetli olan bu kitabı elinize aldığınızda gözünüze okunması oldukça güç bir kitap gibi görünür. Okumaya başlayıp biraz ilerleyince kitabı elinizden bırakamadığınızı göreceksiniz.  Hatta bazen kurguyu yakalamak için daha doğrusu pekiştirmek için okuduğunuz bölümleri tekrar okuma ihtiyacı duyacaksınız. Tıpkı ders çalışan öğrencilerin konuyu tekrar etmesi gibi tekrarlar yapmak durumunda kalacaksınız.

Kurgusu çok sağlam kurulmuş Duvar’ın. Öyle bir kurgu ki bir bakarsınız polisiye bir roman okuyorsunuz. Bir paragraf sonrası ise kitabın polisiye bir roman değil de felsefi bir yapıt olduğunu düşünürsünüz. Alabildiğine felsefe var bu kitapta diyorsunuz.  Okumanızı sürdürdüğünüzde hayır bu felsefi bir kitap olabilir ama bilimsel yönünün göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatine varırsınız. Kitap baştan aşağıya bilimsel bilgilerle dolu. Özellikle de zihinsel faaliyetlerin nasıl yürütüldüğü insanın beynini nasıl kullandığı üzerine çok ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkün. Hatta bu zihinsel faaliyetler sonucu tüm insanlığı köle etmenizin ve kendiniz için sonsuz bir yaşam sağlamanızın olanaklı olduğunu görüyorsunuz. Yani kitabın içinde yok yok. Biyoloji, balistik, güvenlik teknolojileri, hukuk, felsefe, sosyoloji, edebiyat hatta teoloji hepsi bir arada. Yalnız yazar bunları kullanırken bilgileri yerli yerinde kullanmış. Anlatım veya bilgi kargaşası yok. Her şey ince ince hesaplanmış ve belirli bir olay örüntüsü şeklinde kullanmış.

Duvar romanında yazar rakamları ve sayıları çok iyi kullanıyor. Örneğin evrenin çevresi içindeki yıldızların sayısı yıldızların sıcaklığı ile ilgili bilgilendirme yaparken verilerin tamamının günümüz bilimsel ölçeklerinde gerçek bilgiler olduğunu biliyorsunuz. İçinde en ufak bir bilgi eksikliği yok. Çünkü yazar kurduğu her tümcede, yazdığı her rakamda herhangi bir tezatlığın oluşmaması için azami ölçüde dikkat harcamış. Tüm fizik, biyoloji, antropoloji ve tıp ile ilgili kullanılan veriler eksiksiz ve doğru bilgilerdir. Yazar, kendi ifadesi ile sadece beynimizin nasıl çalıştığını öğrenebilmek ve romana aktarabilmek için 6000 ( evet altı bin ) sayfa okuma yapmış. Bu kadar ciddiyetle ele alınan bir romandır Duvar.

Duvar, başka bir açıdan yaşanmadan yazılmış bir Gezi romanıdır. Hani şu hepimizin kendimize mal etmeye çalıştığı Gezi hareketi.  Nasıl olur böyle bir şey demeyin. Olmuş ve yazılmış. Kitabı okuduğunuzda evet ben bunu Gezi eylemlerinden hatırlıyorum diyeceksiniz. Hatta daha da ileri gidecek ve bu eylem, Dolmabahçe’deki veya Divan Otel civarındaki ya da yok yok Ortaköy Meydanındaki eylem bu diyeceksiniz. Oysa hiç biri değil. Çünkü Duvar, Gezi henüz yaşanmamışken yazılmıştı. Ama yaşadıklarımız veya bize yaşatılanlar hepsi burada var.

Duvar romanının kahramanları o kadar çok ki. Ama asıl kahramanlar 9 ile 17 yaş arasındaki çocuklar. Üstelik sokak çocukları. Hani toplumun çoğu kez sorun veya sorunlu olarak gördüğü sokak çocukları. Onların karşısındakiler ise devasa olanaklara sahip olan, ülkeye ya da ülkelere hükmeden kartellerin sahipleri.  Abartı yok burada daha dün bizim çocuklar devletin tomalarını, akreplerini, gaz bombalarını, plastik mermilerini alt etmediler mi?  Burada da bunu başaracak olan bir kuşak var.

Kitaptan birkaç tümce ile sokağı tanımaya çalışırsak “ O sokakta çok ilginç şeyler oluyor. Park meydanında çıkan olayları ateşleyen gitarcı kız o sokakta yaşıyor. Onu az da olsa tanıyorsunuz. Küçükte olsa fanatik çılgın bir grubu var. Aynı kız, doku araştırma kliniğindeki Doktor Timmy’nin kızı. Call ise, peri masallarındaki yoksul çocuk gibi bu kızın peşinde. Sokakta kullandığı isim Coll ve İsabel adlı danışmanıyla dolaşıyor. Julie, ikinci esrarengiz kişi. Safi’nin taramalarında bile gözükmedi. Belki onun da gerçek ismi bu değildir. Julie, aynı sokakta Meryem denen bir kızın peşinden ayrılmıyor. Meryem ateist bir grubun lideri…”  işte yaşam, kavga bu sokaktan başlar.

Bu kısa alıntı belki bir fikir sahibi olmamıza yardımcı olur. Çünkü bu romanda yer zaman belirsiz. Ülke yok. Herhangi bir zamanda ve herhangi bir ülkede yaşanan olaylar.

Yazar Mustafa Angın romanında cinselliğe de farklı bir bakış açısı getiriyor. Yani cinsellikle ilgili neredeyse hepimizin tabu olarak baktığı durumları sorguluyor. Örneğin bir iş toplantısında masada bir yanda iş konuşulurken, diğer tarafta koltukta hafif kaykılarak sevişen iki insan ve bunun yanında hiçbir şey yokmuş gibi çalışmaya devam edenler. Yazar burada binlerce yıl önce insan ilişkilerinin çıplaklığının ne denli olağan olduğunu gözler önüne sermeye çalışmış.

Bu romanda bir yandan günümüz ilişkileri sorgulanırken bir yandan da dünkü yaşam ile ilgili anlatımlar var. Tanrı ve yaratılma fikri eleştirilerden hak ettiği şekilde payını alıyor. Her şeye muktedir olan tanrı, sonrasını biliyorsa, acaba Şeytan’ın kendisine itaatsizliğini göremedi mi? Biliyoruz ki Şeytan öteden beri Tanrının yaptıklarını yıkmakla meşgul.  Bu çelişkili durum pek çok örnekleme ile kitapta yer buluyor.

Bir kitabı en iyi yorumlamanın yolu onu okuyup üzerinde biraz düşünmek olsa gerek. Birkaç satır yazı ile hacimli bir kitabı anlatmaya çalışırsak pek çok şeyi eksik bırakmış oluruz.

Büyük emekler harcanarak yazılmış olan kitap üzerine yazmış olduğum bu yazı; kitabın arka kapağındaki  “Duvar;  inançtan ateizme, bilimden felsefeye estetikten popülere, kaderden kapitalizme, emekten sömürüye bütün bir hayatı sözden sokağa taşıyan bir roman" tümcesi karşısında lal ü ebkem kalıyor.

                                                       

 

 

Yorum Yaz

15 + sixteen =