Paylaş

Keçi Kole İle Tilki

Çok uzun yıllar önce Dağlar Ülkesi diye bir yer varmış.  Bu ülkede yalnızca hayvanlar yaşarmış. Dağlar ülkesi arazisi, sarp kayalıkların ve dik yamaçların çok olduğu, düzlüklerin ve vadilerin ise az yer kapladığı bir yermiş. Buranın iklimi de tıpkı coğrafyası gibi çok sertmiş. Kışları oldukça uzun ve bir hayli sert geçerken, baharları ve yazları birbirine karışır, saman alevi gibi kısa sürermiş. Kış mevsiminde öyle devasa çığlar düşermiş ki yollar geçit vermez, derelerde ve vadilerde biriken karlar bazen diğer yılın kışına kadar erimezmiş.

Dedik ya dağlar ülkesinde yalnızca hayvanlar yaşar diye. Tabi bu kadar zor doğası olan bu ülkede yaşamak da bir hayli zormuş. Dolayısıyla bu ülkede yaşamaya çalışan hayvanlar, yarının ne getireceğini kestiremedikleri için işlerini asla yarına bırakmazlarmış. Bu ülkede yaşayan hayvanların birçoğu çalışkanmış ama Keçi Kole hepsinden çok daha çalışkanmış. Boynuzları olmadığı için hayvanlar ona “boynuzsuz” anlamına gelen Kole ismini yakıştırmışlar. Bir de dağlarda gezinen avare mi avare bir tilki varmış. Keçi Kole ne kadar çalışkansa, avare tilki de o kadar işe yaramazmış ve hep birilerinden aşırdığı yiyeceklerle karnını doyuran düzenbazın teki imiş.

Çok zorlu geçen bir kıştan sonra bahar geldiğinde her hayvan işine gücüne koşturmaya başlamış. Avare tilki, o kış çokça gün aç kaldığını bildiğinden bu işe tezden bir çözüm bulmak ve gelecek kış da açlık çekmemek için planlar kurmaya başlamış. Acaba kime yanaşsam, kime ortak olsam, nasıl bir kolaylık sağlasam diye düşünmüş, taşınmış. Derken Keçi Kole aklına gelmiş. Onunla ortak olursa gelecek kış hiçbir sıkıntı çekmeyeceğini düşünmüş ve keçinin yaşadığı yere doğru yol almış. Keçinin evine varmış.

Kapıyı çalıp “Merhaba keçi kardeş ben geldim. Hayırlı bir iş için geldim.” demiş.

Avare tilkiyi sesinden tanıyan Keçi Kole “Sen pek hayırlı bir iş yapmazsın, söyle neyin peşindesin?” diyerek tilkinin niyetini anlamaya çalışmış.

Tilki oldukça içli ve etkili bir ses tonuyla “Yok kardeş, ben gayrı akıllandım. Geçen kış çok açlık çektim. Artık çalışmaya ve kazanmaya karar verdim. Düşündüm ki Dağlar Ülkesi’nin en çalışkan hayvanı olan kardeşim Kole’nin yanına gideyim ve ondan yardım isteyeyim, ona akıl danışayım. Kabul ederse de onunla birlikte çalışıp çabalayayım ve bu sefaletten kurtulayım.” demiş.

Avare tilkiden bu sözleri duyan Keçi Kole, duyduklarına pek inanmasa da tilkiye bir şans vermeye karar verip “ Peki tilki kardeş bu gece misafirim ol, yarın sabah da iş başı yaparız.” demiş.

Keçi o gece tilkiyi bir güzel ağırlamış. Yedirmiş, içirmiş. Sabah olunca da erkenden kalkmış ve ”Haydi tilki kardeş, tarlayı sürmeye gidiyoruz.” diyerek tilkiyi uyandırmış.

Planı kusursuz bir şekilde işleyen avare tilki neşe içinde kalkmış ve “Hay hay keçi kardeş. Malzemeleri pay edeyim de birlikte taşıyalım. Sen al tohum çuvalını, al karasabanı, al boyunduruğu, al siniği,  al maşayı ve sür öküzleri, ben de sabanı bağlama çıtasını alayım.” demiş.

“Tilki kardeş benim yüküm biraz fazla seninki de çok hafif olmadı mı?” diye karşı çıkmış.

Keçinin yük paylaşımına itiraz edebileceğini sezinlemiş olan tilki “Yok kardeş bu çıta küçük ama hepsine değer,  inan ki yüklerimiz eşit.” diyerek keçiyi yatıştırmış.

Keçi Kole, ya sabır diyerek yola çıkmış. Doğruca tarlaya gitmişler. Malzemeleri indirip soluklanmak için tarlanın kenarına çömelmişler.

Biraz dinlendikten sonra tilki “Kardeş sen öküzleri çifte koş, ben bir tarlayı dolanıp geleyim.” demiş.

Keçi, öküzleri çifte koşmuş her şeyi hazır edince, tilki gelip yanaşmış.

“Kardeş, sen tohumları tarlaya saç ben öküzlerin koşumlarını bir kontrol edeyim.” demiş.

Keçi tarlanın yüzüne tohumları serpip gelince “Haydi tilki kardeş sür şu tarlayı.” demiş.

Keçinin iş buyurması tilkinin canını sıkmış ve ”Kardeş sen tarlayı sürerken ben de evlekleri kontrol ederim.” demiş.

Keçi anlayacağını anlamış fakat bakalım bu işin sonu nereye varacak diye sabretmeye karar vermiş. Şimdiye kadar yaşananları düşününce tilkinin başına çorap örmeye çalıştığını, işlerinin sonunun hiç de iyi olmayacağını anlamış ve “En iyisi köye varınca bir enik alıp besleyeyim, gün gelir belki lazım olur.” demiş.

Eve döner dönmez keçi varıp bir enik almış. Evinin arkasındaki harman yerine büyükçe bir sepet yerleştirmiş ve eniği bu sepetin altına saklamış. Sabahları tilki uyanmadan, akşamları da uyuduktan sonra eniği sütü ile bir güzel beslemiş. Öyle olmuş ki enik bir iki ay içinde kocaman bir çoban köpeğine dönüşmüş.

Keçi Kole, bir yandan eniği beslerken diğer yandan da işlere koşturup duruyormuş. Tarlanın sulanmasında, su kanallarının açılmasında, olgunlaşan buğdayların biçilip harman yerine taşınmasında hep yalnız kalmış. Çünkü avare tilki ne zaman kendisine bir iş söylense hemen bir bahane bulup iş yapmaktan kaçarmış. Avare tilki, sen o işi yap ben de şu işi deyip işlerin tümünü Keçi Kole’ye yaptırmayı başarmış. Harman vakti geldiğinde ekinler dövülmüş, samanlar ile buğdaylar birbirinden ayrılıp saman bir yana buğday bir yana yığılınca tilkinin ağzı sulanmış ve hemen atılmış.

“Dur keçi kardeş dur. O kadar çalıştık, yorulduk, alın teri döktük. Aman paylaşımda bir haksızlık olmasın. Ben çok adil bir şekilde paylaştırırım.” diye başlamış samanları ortadan ikiye bölmeye. “Buğdayların hepsi bana, samanın da yarısı bana yarısı sana,” demiş. Bundan daha da adil bir paylaşımı da kimse yapamaz, ben bu işleri iyi bilirim diye de eklemiş.

Kole Keçinin canı bu duruma o kadar sıkılmış ki, sinirden tir tir titremeye başlamış ve “Sen adil davrandığına emin misin tilki kardeş?” diye sormuş. Tilki kesinlikle emin olduğunu belirtince, keçi “Şu sepet benim kutsalım, ön iki pençenle sepetin tepesine hızlıca vurup yemin edersen ben de adaletine inanırım.”  demiş. Keçinin sözleri üzerine tilki hemen sepetin tepesine atılmış ve ön pençeleriyle olanca gücüyle vurarak sepeti devirmiş. Sepet devrilir devrilmez çoban köpeği yerinden fırlamış. Köpeği gören tilki “ vay başıma gelenler!” diye bağırarak dağlara doğru kaçmaya başlamış. Tilki köpekten kaçıp canını kurtarma derdinde iken keçi “Bu bana bir ders olsun. Âlemin hırsızını getirip aylarca evimde misafir ettim. O da yetmezmiş gibi bir de ortak ettim. Hem hiçbir iş yapmadı hem de bütün yaz çalışıp çabalayarak elde ettiğim ürünlerime el koymaya kalktı. Siz siz olun emeğinizin hiç olmasına göz yummayın.” demiş.

Derler ki bizim oralarda masalın sonunda

“Bu masal burada bitmiş, onlar kendilerine gitmiş.”

Bana da sen (siz ) dinleyenler kalmış.

 

Yorum Yaz

thirteen − one =