Paylaş

Madteos Sarkisyan’dan Nejat Suphi’ye Paramaz

Grinin zamanı tutsak aldığı bir dünyada pencereden yağan yağmuru izlerken yemyeşil yarınları düşlemek midir yaşamak? Sokakları beraber adımlamalarına karşın birbirine dokunmaktan imtina eden, aynı binada yaşamalarına rağmen birbirinden bihaber olan insanların bir düşe ortak olabilmeleri mümkün müdür? Karanlığın hükmünü ilan etmeye çalıştığı bir dünyada büyümek neye yarar? Gündelik sıkıntılara göğüs germek, yığınların bir parçası olup hayatı sürdürebilecek bir iş sahibi olmak “adam” olmaya yeter mi?

Nejat Suphi AğırnaslıArkadaşlarının tabiri ile “kafası karışık, gözleri çipilli, gündüz mahmur, gece uyanık, eylemde lider, gündelik hayatta biraz üşengeç olan” Nejat Suphi Ağırnaslı’nın bu sorulara yanıtı netti. Hayatının iş güç ve benzeri dertler etrafında dönmesini istemiyordu. Tek derdi; sıkıntıdan, anlamsız çekişmelerden, kibirden ve hırstan malul olan büyüklerin dünyasının bir parçası olmamak olan Ağırnaslı büyüyüp adam olmak yerine tıpkı Peter Pan gibi asla büyümeyecek bir çocuk olarak kendi Neverland ‘ına uçtu.

“Sıradan bir genç olarak” kendi sıradan tercihini yaşamaya çalışan ve bu tercihi hiçbir yüce inanç adına gerçekleştirmediğini belirten Ağırnaslı, her yüreğin devrimci bir hücre olduğundan hareketle ulvi olmayan insanlarla hayatı ve şeyleşmiş bir dünyayı büyülemeye çalıştı ve 5 Ekim 2014 ‘de Kobane'de YPG saflarında vandal DEAŞ çetelerine karşı savaşırken Miştenur tepesinde vurularak hayatını kaybetti. Nejat Suphi olarak başladığı hayat yolculuğunu Paramaz Kızılbaş olarak tamamladı.

Ağırnaslı’nın, bizim sokağın asi ve aksi çocuklarının katılımıyla Neverland’a dönüşen Rojava’daki mücadelesini “Paramaz Kızılbaş” adıyla yürütmesi son derece bilinçli bir tercih olsa gerek. Tarihleri boyunca bu topraklarda sürekli olarak ezilen Ermenileri ve Alevileri kendi kimliğinde birleştirip özgürlük ordusunun gönüllü bir neferi olarak ölümsüzleşti son Paramaz.

Kızılbaşlığı ya da Aleviliği kıyısından, köşesinden de olsa biraz tanıyoruz ya da tanıdığımızı varsayıyoruz.

Peki ama Paramaz kim?Madteos Sarkisyan

Madteos Sarkisyan ya da bilinen adıyla Paramaz, İttihat ve Terakki Fırkası liderlerinden Enver Paşa ile Talat Paşa’ya suikast düzenleyecekleri iddiası ile tutuklanıp 19 yoldaşıyla birlikte 15 Haziran 1919’da Beyazıt Meydanı’nda idam edilen, Hınçak Partisi üyesi Ermeni Devrimcilerden biri.

Yalnızca 17 gün süren mahkemeleri “Tehcir Kanunu”nun çıktığı gün olan 27 Mayıs’ta –tesadüf olmasa gerek-  son bulmuş ve devrimciler hakkında hüküm verilmiştir. Paramaz ve 21 Hınçak Partisi üyesi, “Özgür ve bağımsız bir Ermenistan kurma amacıyla silahlı eylemlerde bulunmak, yabancı devletleri Osmanlı'ya karşı kışkırtarak, devletin bölünmez bütünlüğüne yönelik tehlikeli planlar yapıp, Osmanlı halklarından bir kısmının Osmanlı hâkimiyetinden ayrılıp kendi başına devletler yaratma amaçlı değişik yerlerde alenen ve gizli toplantılar gerçekleştirmek, basın-yayın yoluyla bu amaçların propagandasını yapmak ve kışkırtıcı çalışmalar örgütlemekle'' suçlanmışlardır. Mahkeme başkanının "Türkiye'yi parçalayıp, yok etmek niyetiyle bağımsız bir Ermenistan kurma amacına hizmet ettiğiniz doğru mudur?" sorusuna Paramaz’ın cevabı: "Bizim için bir vatan yoktur. Biz sosyal demokratız. Biz sadece Ermenilerin kurtuluşu için çalışmıyoruz, bütün insanlığın kurtuluşu için çalışıyoruz. Bizim vatanımız bütün dünyadır. (…) Bu ülkenin refahı için yapmadığımız ne kaldı? Ermenilerin ve Türklerin kardeşliğini sağlamak için ne fedakârlıkları kabul ettik. Ne kadar enerji tükettik ve ne kadar çok kanımızı akıttık. Bu kadar acıya katlanmamızın nedeni güven yoluyla birbirimizi yükseltmek idi. Ve bizim karşılaştığımız nedir? Yalnızca bizim olağanüstü çabalarımızı yok saymakla kalmadınız, aynı zamanda bilinçli olarak bizi imha etmeye çalıştınız. Şunu unuttunuz ki, Ermenilerin imha edilmesi bütün Türkiye’nin yıkımı demektir.” olmuştur.

Yakın  zamanda çıkmış ve konu ile ilgili oldukça zengin bir kaynak olan “Ermeni Devrimci Paramaz” adlı kitap, bir yandan Osmanlı ve Ermeni Devrimci Hareketinin mücadelesine ayna tutarken bir yandan da resmi ideolojinin karartıp yok etmeye çalıştığı bir tarihi aydınlatmaya çalışıyor.

Kadir Akın'ın oldukça titiz bir çalışma sonucunda yayımladığı kitap, yalnızca Paramaz ve arkadaşlarını anlatmıyor. Paramazların mücadelesinin daha iyi kavranabilmesi için o dönemin siyasi koşullarını da iğne ile kuyu kazarcasına irdeliyor. Ermeni halkına yönelik sistematik olarak gerçekleştirilen baskı, zulüm ve soykırım gerçeğini, bu konu üzerine yapılmış olan incelemelerden de faydalanarak okura sunuyor. Kitabın Ermeniceden yapılmış çevirileri de içermesi kitabın hem kaynak değerini hem de güvenirliğini yükseltiyor. Resmi ideolojinin zehrinden etkilenmiş olan sosyalist hareketin bu konudaki kayıtsızlığına da değinen kitap; bu tavrı ile değerini daha da arttırıyor ve kaynak niteliğinde bir çalışmaya dönüşüyor.

Kadir Akın, resmi ideolojinin “Ermeni Tedhiş Örgütüne Bağlı Terörist Unsurlar” olarak yaftaladığı Paramazların, aslında Türkiyeli devrimcilerle birlikte sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için mücadele etmekte olan enternasyonalistler olduğuna işaret ederek mahallemizin ve sokağımızın tarihine sahip çıkmamız gerektiğini önümüze koyuyor.

Tereddütsüz bir şekilde darağacına çıkıp son nefesini dahi yoldaşlarını cesaretlendirmek için harcayan Paramaz ile söyleyemediği “R” harfinden silah yapıp hayal gücü ile göğü fethetmeye kalkışan Paramaz Kızılbaş arasındaki boşluğun doldurulmasıyla su yatağını bulacak ve özgürce akacaktır.

 

 

 

Yorum Yaz

nine + twenty =