Paylaş

OLMAYAN ÜLKENİN ÇOCUKLARI

Ne bitimsiz bir aşkın cıvıltısının kazındığı ağaçlar kaldı

Ne dallardan sarkan salkımlardan payını aşıran alaca kuşlar

Dağları nazlı bir bebe gibi emziren bulutlar da alıp başını gitti

Kıblesi ölüm olmuş bir karanlık gelip çöktü kentin üzerine

Güneş karardı su bulandı kanla yıkandı toprak

Saldırdı aç kurt sürüsü süt buğusu sabahlarımıza

Saldırdı kanat çırpışlarımıza

                       Meyveye duruşumuza

Aşk havliyle imkânsıza dağıldığımız sokaklar

Kuşatıldı ateş kusan kara namlularla

İnce belli akşamların ürpertisiyle irkilmeden

Ölüme cephe alıp ölümüne dövüştük

Yolu aşka düşmemiş

                 Acısını sıcacık bir yüreğe akıtmamış

                                   Sevdanın ateşinde yanmamış barbarlarla

Gül solgun dost yorgun can suskun

Haykırdı önde dövüşenlerden biri

Hilesizdi gülüşü, bakışları sıcacıktı

Belli ki içindeki abdala mekân arıyordu

Göğü yırtarcasına

               Karanlığı tutuştururcasına haykırdı

 “Her yürek devrimci bir hücredir.  Hayal gücü iktidara”

 Ardından ışığa karışıp Miştenur Tepesinin ardından

Şavkıdı siperden sipere koşturan savaşçılara

Başka biri gül tenli yarınlara can vermek için

Su olup aktı boy veren yeşilin coşkusuna

Bağrına bastığı tohum bire bin versin

Açlığı doyursun diye biri de tuttu toprak oldu

Gölgesini sevdalı yüreklere kilim yapmak için

Koca bir çınar oldu başka biri

Deli dolu olanlardan biri hınzır bir gülücük oldu

Oyunsuz büyüyen çocukların yanağından taştı

Rüzgârın geceye savurduğu yanık bir türkü gibi

Maviye karışıp gittiler olmayan ülkeye

 

Boşuna beklemesinler

Timsah gözyaşlarıyla kalbimizin kurumasını bekleyenler

Düşmedi düşmeyecek Kobane

Kurdunu doyuran ağaç kurduna yenilmez

Onu yıkan umudunu kemiren yılgınlığıdır

Nice yastıkta inatla aynı düşü görenler için

Gelecek güzel günlerin muştusudur Kobane

Yorum Yaz

7 − 5 =