Paylaş

Sanat ve Hayat ile Yeniden Merhaba

Nazım Hikmet’in 39. ölüm yıl dönümü olan 3 Haziran 2002’de yayın hayatına başlayan Sanat ve Hayat dergisi, “Toplum İçin Sanat, İnsanlık İçin Bilim, Özgürlük İçin Politika” perspektifiyle okurlarına ulaşmaya kaldığı yerden devam edecek. İlk olarak internet sitemizden yayın yapacak olan Sanat ve Hayat daha sonra 3 aylık kültür, sanat ve edebiyat dergisi olarak yayın hayatını sürdürecek.

Sanat ve Hayat; Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın derinliklerinden beslenerek evrensel değerlerle buluşmayı yayın çizgisi açısından temel bir yön olarak belirlemiştir. Bu yönünü uzun süre devam ettirtmesine karşın çeşitli nedenlerle yayın hayatına ara vermek zorunda kalmıştır. Siz okurlarından yayın hayatına verdiği aradan dolayı bir özrü de borç bilir.

Sanat ve Hayat, anti-demokratik işleyişin, sansürün, ambargonun, tekelci ve gerici hiyerarşinin belirgin olduğu ilişkiler sisteminin dışında konumlanarak, onurlu ve üretken edebiyatçıların, araştırma görevlilerinin, sanatçıların, bilim insanlarının hem başvuru kaynağı, hem de görüşlerini ifade edebilme platformu olmuştu. İlk sayısı okuyucusuyla buluşmadan hakkında toplatma kararı çıkarılan ve ‘bölücülük’ iddiasıyla dava açılan dergi, daha sonraki süreçte de benzer uygulamalara maruz kalmıştır. Bundan sonra bölgemizde kendi içinde ciddi bir boşluğun doldurulmasında, ezilenlerin ve emekçilerin sanatı, edebiyatı ve kültürünün üretilmesinde ve geniş kitlelere ulaşmasında çok değerli bir yer tutmuştur. Ancak uzun bir ara vermek zorunda kalmıştır. Ancak yarattığı etki ve kapladığı alan düşünüldüğünde ciddi bir birikimi de beraberinde getirmiştir.

Sanata, edebiyata ve kültüre dair bu zamana kadar çok şey söylenmiş, yazılmış, yapılmış ve zamanı gelince de yıkılmıştır. Bizde aynı süreçlerin bütününden geçtik, geçiyoruz. Uzun bir aradan sonra yeniden sizinle beraberiz. Kapitalizmin üretim ilişkileri karşısında kısmi bir yenilgi almıştık. Aynı şekilde bu üretim ilişkileri üzerinden yükselen süreci derinleştirdiğimizde daha birçok etkeni ortaya çıkarmak ve tartışmak mümkündür. Ancak artık geçmişin bütün diyalektik birikimini üzerimize alarak artık kaldığımız yerden, yeniden ve yeniyle başlayacağız. Bunca birikimin ve tarihin deneyimleri üzerinden artık yeni bir yayın kurulu ve editör kadrosuyla işe başlayacağız. Sanat ve Hayat’ın yeniden sözünü söylüyor oluşu siz okuyucularımız kadar bizleri de heyecanlandırıyor. Sanatın ve edebiyatın, felsefenin, tarihin sosyalist gerçekçi bakış açısının ışığında yeni bir maceraya yelken açması hepimizin en doğal beklentisiydi.

Sanat ve Hayat Sayı 38 Nazım Bu ara dönemimizde dünyada, bölgede ve ülkede çok şey değişti, nesnel koşullarda yaşanan değişmeler ve kırılmaların yanında ideolojik kırılmaları da beraberinde taşıdı. Kuşkusuz Geziden Rojava’ya bölge devrim, direniş ve ayaklanmalar sürecinde ortaya çıkanlar düşünüldüğünde artık geçmişin yalpalamaları ya da yönün ne olacağı tartışması kendini bize gösteriyor. Bu, sokağın nabzı ile değişimi ve devrimi birleştiren bir çizginin geçerli olduğu diyalektik bütünlüktür. Bunun dışındaki bir hattın ancak yaşanan süreçteki taraflar düşünüldüğünde ya eskiyle yaşayıp egemen tek-tipleştirici ideolojik yapılanmanın esiri ve kuklası ya da sosyalist çizginin yaratıcı ve değiştirici ivmesi olan emekçilerin, ezilenlerin, bağzı şeylerin vb.nin ötekileştirilen, yok sayılanların, manipüle edilenlerin ideolojik, politik tarafında olacağız. Belki bu cümle şöyle de olabilirdi. Destekçisi olmak diye bitebilirdi. Ancak biz nesnel süreçlerde yaşanan hiçbir şeyden azade değiliz. Bizatihi içinde olacak ve gerektiğinde öne çıkmaktan çekinmeyeceğimizden dolayı tarafız.

Geleneğimizin bunu bize miras bıraktığı doğrudur. Biz Victor Jara’dan Hallacı Mansur’a, Nazım Hikmet’ten Henri Heine’e, Frida’dan Mayakovski’ye daha burada adını anamayacağımız bizimkilerin mirasının sahibi değil yürütücüsü, devamcısı olmak için sade, mütevazı ama cüretkâr olmak için çalışacağız, mücadele edeceğiz. Bu mücadelemiz sadece burjuva kültür ve ideolojik hegemonyasına karşı değil kendi geri, dogmatik yanlarımızı da düşünerek her daim kendimizle de uğraşacağız, mücadele edeceğiz. Bunun için gelişen Rojava devriminin, Gezi ayaklanmasının ışığında yeni bir teorik arka plana ihtiyaç duyacağımız kesin. Hayatın birikiminin bize öğrettiği gibi teorinin geçmişin birikiminin araştırılmasının özümlenip aşılma ile sonuçlanan yeninin ortaya koyuluş yönteminin bizim içinde geçerliliği devam ediyor. Bu nedenle bizimkilerin yarattığı ve geçerliliği bugün de devam edenlerle yeniyi harmanlayıp bir yol yaratacağız. Bu yol sanatta toplumsal gerçekçiliğin peşinde koşmakla başlayacaktır. Bu gerçekçiliğin peşine düşerken sadece içeriğe endekslenmiş bir darlığı kesin mücadele konusu yaparak her türlü biçimin denemesinin de öneminin hakkını vererek kendimizi darlaştırıp yüzeyselliğe düşmeyeceğiz. İnsanlığın birikimin güzelliklerinin bizim de güzelliğimizin bir parçası olduğunu unutmayacağız. Aynı şekilde toplumsal gerçekçilik kavramı doğalcılıkla karıştırıldığı durumlarla çok sık karşılaşırız. Ancak bu doğalcılık bir taklitçilik ve kendini tekrara düşürecekse buna karşı mücadelemiz devam edecektir. Çünkü biz var olan gerçeklikle yetinen değil aynı zamanda bu gerçekliğin geliştirilmesi ve halkın kültür ve sanatının da geliştirilmesinin bizim açısından temel şiarımız olduğu kesindir.

Özellikle vurgulamak gerekiyor ki dijital ve basılı platformda edebiyat, felsefe ya da bilimde tartışma çıkaracak ya da gerçekten toplumsal gerçekçi sanata, devrimci teoriye, ötekilerin kültürüne katkı yapacak her türden yazı, içerik, resim, karikatür vb.yi burada yayınlayacağız. Bu noktada yaşanan tartışmaları da bu anlayışla destekleyeceğiz. Ancak en nihayetinde tavrımızın açık bir taraflılık olduğunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Çünkü sadece tartışan, eleştiren değil değiştiren, yeniyi yaratma hedefinde olanlar olarak tarafımızı emekçilerin, ezilenlerin ideolojik, politik donanımını güçlendirmek olduğunu aklımızdan çıkartmayacağız.

Bütün bu söylenenlerden hareketle okuyucularımızın da bu süreçte aktif destekçilerimiz ve üreticiler olmasını istiyoruz. Yazılanları iletişim adreslerimiz üzerinden bize ulaştırdığınız takdirde değerlendireceğiz, yayınlamaya çalışacağız. Doğal olarak bazı yazı, şiir, öykü, makale vb.yi dijital platformda yayınlamadan önce basılı hale getireceğimizden daha sonra dijital platformda yayınlanacak.

Bütün bu yazılanların ışığında toplum için sanat, insanlık için bilim, özgürlük için politika anlayışı ışığında emekçilerin, işçi sınıfının ve ezilenlerin kültürünü, sanatını, bilimini, edebiyatını üretmeye, üretenlere destek olmaya ve onlarla dayanışmaya çalışacağız. Bu mücadelemizin şimdiden zorlu olacağının farkındayız ve hepimize kolay gelsin.

Yorum Yaz

3 × four =